İşçi, İş Akdini Feshederken İleri Sürdüğü Fesih Nedeni İle Bağlıdır, Daha Sonra Bu Nedeni Değiştirerek Akdin Feshine Başka Bir Gerekçe Gösteremez

Uyuşmazlık, yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli şartları tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları koşulunu taşımasına rağmen ailevi nedenlerle istifa ediyorum diyerek iş akdini fesheden işçinin sonradan fesih nedenini değiştirip değiştiremeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Hukuki niteliği itibariyle fesih bildirimi yenilik doğuran bir hak olduğundan beyanın karşı tarafa ulaşması ilesonuç doğuracağından karşı tarafın kabulüne gerek yoktur. Bozucu yenilik doğurucu bir hakkın kullanımı olan fesih bildirimi ile, iş sözleşmesi sona ereceğinden, bildirimin belirli ve açık şekilde yapılması gerekmektedir. Bu nedenle fesih bildiriminde bulunan taraf ileri sürdüğü sözleşmeyi sona erdirme nedeni ile bağlı olup bildirdiği fesih nedenini sonradan değiştirmesi mümkün değildir.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 2013/9-1075 E. 2014/923 K. 19.11.2014 Sayılı ilamıaynen ;

“… Davacı vekili, müvekkilinin 01.09.1992-16.08.2005 tarihleri arasında davalı bankada çalıştığını, 16.08.2005 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, müvekkilinin 23.05.2002 tarihinde 15 yıllık sigortalılık süresini doldurmuş olduğundan yaş hariç emeklilik hakkını elde etmiş olması nedeniyle kıdem tazminatı almaya hak kazandığı halde ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı alacağının tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının yaşlılık aylığını hak ettiği gerekçesiyle hizmet akdini sonlandırmadığını, istifa dilekçesinde belirttiği üzere hizmet sözleşmesini kendi iradesiyle ailevi nedenlerden sonlandırdığını, bu nedenle de kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacının 01.09.1992 tarihinden itibaren 16.08.2005 tarihine kadar davalı bankada çalışmaya devam ettiği, 16.08.2005 tarihli dilekçesinde, bankadan ailevi nedenlerden dolayı istifa etmek zorunda kaldığını belirtmesi üzerine hizmet akdinin sonlandırıldığı, davacının istifa dilekçesini vermeden evvel yaşlılık aylığı bağlanması hususunda SGK.na başvuruda bulunmadığı halde istifa tarihinden çok sonra 03.12.2008 tarihinde SGK.ya başvuruda bulunmuş olması nedeniyle 1475 sayılı Kanun'un 14.maddesinde belirtilen kıdem tazminatı talep koşullarının somut olayda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıya metni aynen alınan gerekçe ile bozulmuştur. Yerel Mahkemece, davacının yasadan kaynaklanan hakkını kullanarak işyerinden ayrılacağına ilişkin bir irade beyanı ortaya koymadığı, ailevi sebeplerle 16.08.2005 tarihinde işyerinden istifa ile ayrılan davacının bu tarihten çok sonra 10.02.2009 tarihinde açtığı dava ile fesih sebebini değiştirerek emeklilik olgusuna dayanmasının doğru olmadığı, iş davalarının tarafları olan işçi ve işverenin hukuki mücadelelerini iş hukukunun yerleşik kuralları çerçevesinde eşit şekilde yürüttükleri, tarafların iş sözleşmesi ile ilgili almış oldukları kararların hukuksal sonucuna katlanmaları gerektiği, bu konularda karşı tarafa ulaştırdıkları irade beyanlarının sonuçlarının hukuki olacağı, hukuki üstünlük sağlayan tarafın davayı kazanacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararını temyize davacı vekili getirmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, 1475 sayılı Kanunun 14.maddesinin 5.bendinde belirtilen; “506 sayılı Kanunun 60'ıncı maddesinin birinci fıkrasının ( A ) bendinin ( a ) ve ( b ) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81'inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları” koşulunu taşımasına rağmen ailevi nedenlerle istifa ediyorum diyerek iş akdini fesheden işçinin, sonradan fesih nedenini değiştirip değiştiremeyeceği noktasında toplanmaktadır.

1475 sayılı İş Kanununun yürürlükte bulunan ( 14/I-4,5 ) maddesinde; bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 506 sayılı Kanunun 60'ıncı maddesinin birinci fıkrasının ( A ) bendinin ( a ) ve ( b ) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle feshedilmesi hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödeneceği hükme bağlanmıştır. Buna göre Sosyal Sigortalar Kanununda öngörülen yaş koşulu dışında kalan ve yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamlayanlara, kendi istekleriyle işten ayrılmaları halinde kıdem tazminatlarının ödeneceği belirtilmektedir.

Davacının istifa dilekçesini verdiği 16.08.2005 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı için aranan yaş koşulu dışında, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı koşullarını taşıdığı uyuşmazlık konusu değildir.

Bilindiği gibi fesih bildirimi tek taraflı bir irade beyanı olup, bu beyan belirsiz süreli hizmet sözleşmelerinde süre verilerek sözleşmenin sona erdirilmesinde kullanılabileceği gibi belirli ya da belirsiz süreli sözleşmelerin haklı nedene dayanarak, işçi veya işveren tarafından süre verilmeksizin sona erdirilmesinde de kullanılmaktadır. Bu nedenle iş sözleşmelerinde fesih bildirimi, sözleşmeyi belirli bir sürenin geçmesiyle ya da derhal sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek taraflı bir irade beyanı olup muhataba ulaşması ile sonuç doğurur. İş sözleşmelerinde fesih bildiriminde bulunma hakkı, kural olarak her iki tarafa da tanınmıştır. Hukuki niteliği itibariyle fesih bildirimi yenilik doğuran bir hak olduğundan beyanın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğuracağından karşı tarafın kabulüne gerek yoktur. Bozucu yenilik doğurucu bir hakkın kullanımı olan fesih bildirimi ile, iş sözleşmesi sona ereceğinden, bildirimin belirli ve açık şekilde yapılması gerekmektedir. Bu nedenle fesih bildiriminde bulunan taraf ileri sürdüğü sözleşmeyi sona erdirme nedenini ile bağlı olup bildirdiği fesih nedenini sonradan değiştirmesi mümkün değildir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.11.1990 gün 1990/9-464 E. 1990/592 K. sayılı ilamında da iş sözleşmesini fesheden tarafın ileri sürdüğü fesih sebepleri ile bağlı olduğu ve bildirdiği fesih nedenini sonradan değiştirmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde, ailevi nedenlerle iş akdini feshettiğini 16.08.2005 tarihli istifa dilekçesi ile işverene bildirerek sözleşmeyi fesheden davacı işçinin, 30.12.2008 tarihli dilekçesine eklediği Sosyal Güvenlik Kurumundan aldığı yazıyı da ekleyip kıdem tazminatı isteminde bulunarak, fesih nedenini değiştirmesi mümkün değildir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dosyadaki tutanak ve kanıtlar, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenler  gözetildiğinde, yerel mahkemenin yazılı şekilde karar vermesinde bir isabetsizlik  görülmediğinden, usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir. .. “ 


Yorumlarınız

    Bu blog yazımız için herhangi bir yorum yazılmamış. İlk değerlendirmeyi sen yapmak ister misin?

Yorum Yazın

Yorumu Sil

Sizde bu blog paylaşımımız için görüşlerini bzilerle paylaşınız. ( * ) işaretli alanları doldurmak zorunludur.